CANLI CELSE
2011 ve ÖTESİ
Bu canlı celse, Boulder, Colorado’da gerçekleştirilmiştir.
16 Ocak 2011
Lee Carroll tarafından kanallık edilmiştir.
————————————————-
Okuyucuya yardımcı olmak adına, bu celse [Lee ve Kryon] tarafından daha anlaşılır bir hale getirilmek üzere tekrar elden geçirilmiştir. Genellikle canlı celseler, kağıt üzerine aktarılamayan bir iletişim enerjisi taşır. Ocak 2011’de Boulder Colorado’da verilmiş olan bu geliştirilmiş mesajın keyfini çıkarın. ———————————————————- Selamlar, sevgili varlıklar, Ben Manyetik Hizmetten Kryon. Bu 2011 yılının kaydedilen ilk Kryon celsesi. Şimdi, geride bıraktığınız yılın [2010] ve içinde bulunduğunuz yılın [2011] numerolojik özelliklerine kısaca değinmek istiyorum. Sonrasında, karşılaştığınız anormallikleri açıklayarak devam edecek ve 22 yıl önce tüm bunlar hakkında neler söylediğimi tekrar gözden geçireceğiz. Devamında ise yakın ve uzak gelecekte gezegeniniz için öngördüğümüz potansiyellerden bahsetmek istiyorum.
2010 yılını henüz geride bıraktınız. Ardışık olarak, sayılar doğrusal bir şekilde hareket ederler fakat kendilerine has enerjileri vardır. Bu nedenle sizden bu enerjilere bakmanızı istiyoruz çünkü mevcut durumunuzla sayısal olarak ilişkililer. Numeroloji, içinde bulunduğunuz yılın rakamları tarafından tasvir edilen enerji hakkında genel bilgiler verir. Size, harekete geçmenizi gerektirecek kesin ampirik bir enerji sunmaz. Numeroloji, İnsanoğlunun enerjinin daima kendisiyle birlikte olduğunu anlamasına yardımcı olmak için yaratılmıştır. Gezegen üzerindeki en eski bilimlerden biridir, bu nedenle partnerimden onu anlamasını ve öğretmesini istiyorum. Basit olabileceği gibi karmaşık da olabilir. Sayıların üstündeki sayılar diye tanımlanabilecek kuantum numerolojisine kadar uzanabilir.
Gelin 2010 yılına bakalım – iki sıfır bir sıfır. Basit numerolojide, sıfırlara yer tutucu ve ayraç olmanın ötesinde bir anlam yüklemeyiz. Başka bir numeroloji sisteminde ise, sıfırın bir enerjisi vardır ve sayıdaki yerine bağlı olarak farklı anlamlar taşır. Fakat şimdilik basit numeroloji ile değerlendirme yapacağız – birden dokuza kadar.
Tibet’de geliştirildiği ilk haliyle, bu özel, engin sistem çok uzun bir zamandır sizinle. Yirmi – on [2010] rakamlarını toplarsanız üç eder. Bu toplama işlemi tek haneye düşene kadar devam eder, ancak asil sayılara ulaştığınızda durur [11, 22, 33, 44, vb.]. Üç asil sayı değildir. Aksine “katalizör” denilen bir rakamdır. Üç, partnerimden 2010 yılında yazmasını ve bitirmesini istediğim DNA kitabının gelişiminin etrafındaki enerjidir. Bu, Kryon serisinin 12. kitabıdır. 12’nin toplamı da üçtür. DNA’nın yine toplamı üç olan 12 erjisinin etrafında merkezlenir. Kitap 2010 yılında bitirilmiştir, toplamı 3 olan 2010 yılında. Üç tane üç’ü alıp biraraya getirdiğinizde, dokuz elde edersiniz ki bu da tamamlanma anlamına gelir.
Gelin önce üç sayısına bakalım, çünkü tek başına üç basit anlamda bir katalizördür yani varlığıyla başka bir şeyi değiştirir. Bu nedenle, 2010 yılında başlayan bir şey, hayatınızın sonraki dönemlerinde olacak bir şeyin katalizörü olabilir diyebiliriz. 2010 yılında neler olduğuna bakın, nasıl fikirleriniz oldu, ne gibi faaliyetlerde bulundunuz, ve başınıza neler geldi. Bu fikrin ışığında tüm bunlara bir daha bakın: Belki tüm bunlar size katalizör bir enerji verdi, çünkü bu yıl bu tür şeylerin enerjisinin yoğun olduğu ve size çok şey ifade ettiği bir yıldı. Artık belki neden bazı şeylerin 2010 yılında başladığını biraz daha iyi anlıyorsunuz. Bunu daha önce bilseydiniz belki içiniz biraz daha rahat eder miydi? Tepkileriniz daha farklı olabilir miydi? Numeroloji bu nedenle var – görünüşte lineer olan şeylere daha kuantum bir bakış açısıyla bakmanıza yardımcı olur.
2011
Rakamlar tek başına ya da bir grup olarak var olurlar. Numerolojide her ikisini de değerlendirmelisiniz. Rakamların sayılar içinde nasıl yerleşmiş olduğunu göz ardı edemezsiniz. Bu nedenle 2011 yılına her iki şekilde bakacağız. TEK BAŞINA: iki rakamına bakalım, çünkü iki dualite demektir. Dualite, İnsan bulmacasının tanımıdır, her gün İnsan-Benliğiniz ile kutsal benliğiniz arasında gidip gelen enerji, gezegenin değişimi ve 3B ile çok-boyutluluğun kıyaslanmasıdır. İki rakamı tarafından temsil edilen dualite budur. Şimdi bunu asil sayılardan biri olan 11 ile karşılaştırın. Unutmayın, henüz 11 sayısındaki birleri bölmedik, çünkü onlar ikizler, ilk asil sayıyı temsil ediyorlar, 11’i. On bir aydınlanma demektir. Bir çoğunuz saate baktığında 11:11 görmeye devam ediyorsunuz. Bu çok anlamlı bir olay, çünkü aydınlanma ve aydınlanma – iki asil sayı karşılıklı durmuşlar. Bu Ruh’un göz kırpmasıdır: “Derinden seviliyorsun.” Ayrıca Ruh şöyle de demektedir: “Seninleyiz. Elini tutuyoruz. Böyle devam et.” Saate bakıp bunu her gördüğünüzde size sevgi dolu bir mesaj verilmektedir.
BİRLİKTE, AMA TOPLANMAMIŞ: İki rakamı ve 11 birlikte dualitenin aydınlanmasını temsil eder. 2011, ilginç bir yıl olacak. 2011 yılının asıl numerolojik anlamı dualitenin aydınlanması olacaktır. Bu size şu mesajı vermektedir, “geminizin yolculuğu ışığa doğru devam ediyor.” Bu da dualite bulmacasının pozitif yönde ilerlediğini göstermektedir. Bu yıl potansiyel olarak olabilecekler ile ilgili tek bilgi, daha fazla mücadele ve zorlu zamanların önünüzde olduğu ancak tüm bunlardan pozitif bir netice alacağınızdır.
Her şey aydınlanmaya doğru ilerlerken değişim neden bu kadar zor? Cevabı, İnsan doğasının yeni olan her şeye direnç göstermesidir. Değişim iyiye doğru olsa dahi direnç gösterir! İnsanlık, ne kadar karanlık ya da eski olursa olsun içinde bulunduğu ve hep de içinde olduğu enerjide kalma eğilimindedir.
SAYILARIN TOPLAMI: Şimdi, iki artı bir artı bir, toplamı dört eder ve dört Gaya’nın rakamıdır. Her şeyin ötesinde bu Gaya’nın yılı olacaktır. Her şey yeryüzü ve yeryüzünün değişimi, yeryüzünün hareketi ve de elbette hava / iklim ile ilgili olacaktır.
Şimdi tekrar, hiç olmadığı kadar kısa ve öz bir şekilde, 1989 yılında anlatmaya başladığımız değişimlere değineceğiz. Bu dönüşümün size inanılmaz iklim anormalliklerini getireceği potansiyeli her zaman mevcuttu. Ancak, ne kadar tuhaf görünse de değildir. Aksine, bu sürekli tekrar eden bir döngüdür. Fakat anormal olan, bu döngüyü gezegene beklendiğinden daha erken getirmiş olduğunuz faktörüdür. Bunun bir nedeni var. Önünüzdeki dönüşüm İnsan bilincindeki dönüşümdür. Dünyanın salınımındaki eksen kaymasını sizin Güneşin galaksinin merkezi ile hizalanması olarak gördüğünüz hizalanmaya neden olan Galaktik hizalanma ile eşgüdümlüdür. Bu atalarınızın derin kehanetlerine işaret etmektedir. İnsan bilincinin evrimi ile ilgili bir şeyler olmaktadır. Buna bir özellik atıyor olsaydınız, titreşimin hızlanması olabilirdi. DNA’nız daha hızlı titreşmektedir.
Sana bir soru sormama izin ver, Işıkişçisi, zamanın hızlandığını hissedemiyor musun? Tutarlı zaman, doğduğunuzdan beri alışık olduğunuz bir paradigmadır ve algılamakta olduğunuz değişim sizi tedirgin ediyor, değil mi? Bazı durumlarda, sabahın üçünde sizi uyandırıyor ve hücreleriniz şöyle diyor, “farklı olan ne?” Bir sonraki uyanışınızda hücreleriniz size yanlış olan ne diye soruyor, sizden hücrelerinizle, DNA’nızın efendisi olarak, konuşmanızı istiyorum. Onlara planladığınız zamanın geldiğini hatırlatın. Değişim başladı.
Bu arada, değişim birçoğunuz için kötü hava şartları olarak görünüyor. 22 yıl önce ne demiştim? Sözlerime dikkatlice bakın, çünkü söylediklerim su ile alakalıydı. Ekinlerinizin yetiştiği bir çok yerin kıraç bölgeler haline geleceğini söyledim. Dedim ki daha önce hiç su görmemiş yerler su içinde olacak – belki biraz fazlasıyla! Bu ne anlama geliyor? İklim, su ile alakalıdır ve her zaman da böyle olmuştur.
Daha önce neler söylemiştik, hafızalarınızı tazeledik. Gezegeninize soğuğu getirecek bir döngünün tam ortasındasınız. Bu ısı döngüsü değildir, tam tersine soğuma döngüsüdür. Ancak her zaman öncelikle kısa bir ısınma ile başlar. Daha önce de olmuştu. Tekrar da olacak. Bu uzun bir döngü – bir jenerasyon artı 5 yıl. İşte bu kadar sürecek. Buzulların erimesiyle başlar ki bu ne sizin ne de atalarınızın gördüğü türden bir olay olacak. Bin yıllık süreçte tekrar eden bir döngüdür bu, fakat öncekilerin hiçbiri İnsan’ın yazılı tarihinde kayıtlı değildir. Fakat hiç şüphe yok ki buzların özünde ve ağaçların gövdesindeki halkalarda kayıtlıdır.
Binlerce yıllık bir olay ve döngüsel olarak meydana gelir. Su ile ilgilidir. Buzulların belli bir seviyeye kadar erimesiyle başlar ki bu her anlamda gezegen üzerinde ciddi etkiler yaratır. Gaya değişirken üzerindeki yaşamın aynı kalmasını bekleyemezsiniz ki zaten etkilerini görmeye başladınız. Kutuplarda sabit olan buzları alıp eritirseniz ne olur? Gezegenin denizlerindeki çok ama çok ince ve hassas ısı dengesine soğuk su ilave etmiş olursunuz. (1) İlk olan şey, yeryüzünün kabuk tabakasındaki suyun ağırlığının kutuplardaki buzdan denizlerdeki yeni suya doğru yeniden dağılmasıdır. Bunun sonucu ise depremler ve yanardağ patlamalarıdır; siz bunları zaten görüyorsunuz, değil mi? Hiç deprem olmaması gereken yerlerde depremler oluyor. Alışılmamış şekilde yanardağların faaliyete geçtiklerini görüyorsunuz. Daha fazlası da olacak. Bekleyin.
Bir İnsana, patlaması muhtemel bir yanardağ yanında yaşıyorsa taşınmasını söylemek çok mu tuhaf? Ancak şöyle diyenler olacaktır, “tüm hayatım boyunca hiç patlamadı, ne annem babam ne de büyükanne ve büyükbabam böyle bir şeye şahit oldu; bu nedenle patlamaz.” Ancak bir sürprizle karşılaşabilirsiniz, çünkü her şey değişiyor. Gaya’ya olmakta olan da budur.
Şimdi, tekrar söylüyoruz. Bu insanlığa verilmiş bir ceza değildir. Bugün gezegeninizde olanlar, insan medeniyetini yok etmek için Gaya tarafından atılan son adım anlamına gelmemektedir. Bunu söylüyorum çünkü bu mesaj, sizi ürkütüp korkutmak isteyenlerin dillerinde olacak, fakat gerçek bu değildir. Gezegende olanlar, çok uzun süre daha yaşayacak yeni bir gezegen yaratacak bir değişimdir; size ihtiyacınız olanı verecektir – okyanustan size hiç görmediğiniz kadar çok yiyecek verecektir.
(2) Eriyen buzulların size verdiği ikinci değişim ekolojiktir. Bu konudaki öngürümü size birazdan anlatacağım. İnsanın 3B bir paradigması var: her şey “kullanılır” ve sonra tükenir. Fakat doğa bu şekilde çalışmamaktadır, ve bizim kehanetimiz, size anlatılan her şeyin ötesine geçecektir. Size birazdan bir mesel ve kehanet vereceğim fakat öncesinde, size kuşlardan ve balıklardan bahsetmek istiyorum.
Son birkaç haftadır, belli başlı göllerde milyonlarca olmasa da binlerce balık ölü olarak kıyıya vuruyor. Gökten ölü kuşlar yağıyor. Bilimadamlarınızın bunları size nasıl açıklayacaklarına dair bir bildiride bulunacağım. Bütün bunlar su döngüsü ile takip edilebilir – hepsi. Her zaman sebep hava olmuştur, hiç görmediğiniz bir hava döngüsü. Birkaç yıl önce balinaların kendilerini kıyılara vurduklarını hatırlıyor musunuz? Bunun sona erdiğini fark etmiş miydiniz? Bu tür olaylar olduğunda, birçok insan korku içinde şöyle diyordu, “Dünyanın sonu geldi. Balinalar intihar ediyor.”
Balinalar kendilerini kıyılara vurdular çünkü yeryüzünün manyetikleri öyle büyük bir şekilde yer değiştirdi ki yön bulma sistemleri [göç pusulaları olarak adlandırılabilecek biyolojilerindeki doğal mıknatıs] onları direkt kıyılara yönlendirdi. Karalar yer değiştirmemişti, manyetikler değiştirmişti. Yani, içsel kalıtsal göç haritaları bozulmuştu diyebilirsiniz. Artık böyle bir şeyin meydana gelmiyor olmasının nedeni, yeni jenerasyon balinaların bu durumu fark edip haritalarını yenilemiş olmasıdır. Doğa [Gaya] böyledir. Yeni nesil öğrenmiş ve hatayı tekrarlamamıştır. Aksine, kendilerini yeni göç yollarına göre yeniden ayarlamışlardır ve artık bir süre önceki kadar kendilerini kıyılara vurmamaktadırlar.
Gezegenin manyetikleri değişmeye devam ediyor ve kuşlar bunun farkında değiller. Balinalar gibi, birçok kuş göç ederken atmosferin yüksek bölgelerine çıkıp dondurucu yağmur ve dolu ile çarpılarak ölmekte ve yere düşmektedir. Bu hava döngüsüdür. Kuşlar böyle yapmaya devam edecekler mi? Bazıları evet, bir süre için, ve sonra durumun farkına varıp kendilerini ayarlayacaklar. Doğa böyledir.
Diyebilirsiniz ki “ama doğanın yöntemleri biraz sert.” Hayır değil. Kuşların sonraki jenerasyonlarında hayatta kalmaları için pozitif öğrenme şekli. Birkaçının ölümü diğerlerinin yaşamlarını ve nesillerini devam ettirmesini sağlamaktadır.
Kıyıya vuran balıkları da incelemenizi istiyorum. Bilimin bunu da ortaya çıkarmasına izin verin. Balıklara dikkat edin. Ortak bir noktaları var. Hepsi küçük. Bunun nedeni ne? Su döngüsü hakkında ne biliyorsunuz? Soğuk sular ve belirli balıklar ve üreme alışkanlıkları hakkında ne biliyorsunuz? Su katmanlarının sıcaklıkları değişiyor ve bu da okyanusların ve göllerin yaşam döngüsünü değiştirecektir. Küçük balıklar, soğuktan en kolay etkilenip ölen balıklardır. Onlarca bin balık, soğuktan ölmüştür. Bu su döngüsüdür. Devam edecek mi? Bir süre daha, çevreye uyum sağlayana kadar, soğuğa alışana kadar devam edecekler. Doğa böyledir.
Gök Kuşağı Odası Meseli
Size bir mesel anlatacağım, yaşamdan bir örnek. Gökkuşağı adını vereceğimiz bir oda var. Bu odada, gökkuşağı renkleri sırayla, her defasında tek renk olarak ortaya çıkıyor ve birkaç bin yılda bir renk değiştiriyor. Var olmak için odanın buna ihtiyacı var, bu nedenle ona Gökkuşağı odası deniyor. Binlerce yıl, oda sarı renk oluyor, sonra mavi, sonra kırmızı, mor, yeşil derken yavaş yavaş gökkuşağının tüm renklerine bürünüyor. Her renk sırasıyla ortaya çıkıyor.
Bu odada, sizi bazı yaratıklarla tanıştırmak istiyorum – bunlar zeki, akıllı ve kutsal yaratıklar, tümü oda kırmızı iken doğmuşlar. Tüm ebeveynleri ve onların ataları da aynı şekilde oda kırmızıyken doğmuşlar. Aslında, kayıtlı tarihleri boyunca oda hep kırmızı renkteymiş. Bildikleri tek şey buymuş. Bu nedenle kırmızı bir bilinçleri var ve odanın hep kırmızı olması beklentisi içindelermiş. Nereye gitseler, kırmızı ile çalışmışlar. Onlar kırmızı insanlarmış.
Bir gün, Gökkuşağı Odası aslında hep yaptığı bir şeyi yapmaya, bir sonraki rengi mora doğru renk değiştirmeye başlamış. Sadece kırmızıyı bilen bu yaratıklara ne olmuş? İlk tepkileri korku olmuş. “Tuhaf ve olağandışı şeyler oluyor, hiç böyle bir şey olmamıştı! Oda karanlık ve korkutucu. Bunu biz yapmış olmalıyız. Bunun sorumlusu biz olmalıyız. Başka bir açıklaması olamaz! Mor rengi durdurmak için bir şey yapmak zorundayız. Oda kırmızı olmalı. Mor rengi kötü.”
Ancak kırmızı insanlar arasında çok azı şöyle düşünmüş, “Mor rengi kabul ediyoruz. Neden burada olduğunu bilmiyoruz ancak uygun olduğunun farkındayız. Her zaman kırmızıydık ve moru anlamıyoruz belki ama ondan korkmuyoruz. Kadim ezoterik kehanetler bize kırmızının değişeceğini söylemişti. Tanrı moru korusun.” Sizin de içinde olduğunuz enerji budur, sevgili varlıklar, binlerce yıldır bu gezegende normal olan şeyler değişmek üzeredir. Değiştiğinde ise gökten ölü kuşların düşmesi ya da balıkların kıyıya vurmasından ya da buzulların erimesinden çok daha fazlası olacaktır. Neler beklemeniz gerektiğini size anlatacağım.
Kehanet: Yaşam Döngüsünün Yenilenmesi
Yeryüzündeki okyanusların ısı tabakalarını değiştirirseniz, her şey değişmeye başlar çünkü okyanustaki besin zinciri en küçüğe dayanır. Gezegendeki planktonlar belli ısılarda hayatta kalır ancak bu değişmektedir. Her şeyin nasıl çalışacağına dair bildiğinizi sandığınız her şeyi bir kenara atın, aksine “yenilenmeyi” ya da “nasıl başladığını” düşünün. Bu, size olanları anlamanızda yardımcı olacaktır. Bu döngü okyanustaki yaşam ikmalini sağlamak için geliştirilmiştir ve türlerin devamlılığını desteklemez.
Biraz okyanuslardan bahsedelim. Daha havada olanlara ve memelilerin neler deneyimleyeceğine gelmedik bile. Şimdi sadece okyanustan konuşalım. Somonlar hakkında bir şey duydunuz mu? Bilimadamlarınız sizi hangi konuda uyarmıştı? Aşırı avlanıyorsunuz! Denizler ölüyor. Mercanlar ölüyor. Mercan kayalıkları yok oluyor. Eski besin zincirleri kırılıyor. Aşırı avlandınız. Avlanma yasağı bunun için kondu. Oh, tüm o kırmızı odadaki insanlar, mor hakkında hiçbir şey bilmiyorlar. Kırmızı insanların tek bildiği kırmızı paradigmalar.
Son zamanlarda somonlar hakkında bir şeyler duydunuz mu? Çok fazlalar! Avlanma yasağının uygulandığı yerlerde, teknelerin içine atlıyorlar! Çevrecilerin ve biyologların tüm tahminlerinin ötesinde tuhaf bir şekilde Alaska’da okyanusu kaplamış durumdalar – çok fazlalar!
Bu size ne anlatıyor? Gaya kendisini koruma altına alıyor olabilir mi? İşte anlatmak istediği budur! Belki de bu hizalanma insanı besleyecektir. Bunu düşüneniz olmuş muydu? Peki ya Gaya daima sizin tarafınızdaysa? DNA titreşiminizi artıran bilinç yükselmesi, Gaya’ya su döngüsünü değiştirmesi ve insanlığı beslemeye hazır hale gelmesi için uyarıda bulunduysa? Petrol sızıntısının olduğu denize bakıyor musunuz? Hiç beklenmedik bir şekilde kendisini iyileştiriyor. Neler oluyor?
Yaşam döngüsünün kendisi, okyanuslardaki ısı değişimi tarafından değiştirilmektedir ve bunun sonucunda da denizdeki yaşamla ilgili sahip olduğunuz paradigmalar değişmektedir. Yeni bir yaşam sistemi ortaya çıkıyor, tam karşınızda duruyor, bu yaşamınızda meydana geliyor. Bildiklerinizi haklı çıkarıp size yeni bir kavram ifşa edecek: Gaya, düzenli olarak yeryüzündeki yaşam döngüsünü tazeler.
Bu süreç boyunca, bazı bitki ve hayvanların, kuşların ve balıkların soyları tükenecek. Size tavsiyem, özellikle çevrecilere, yaşam döngüsünü anlayın ki doğanın bu olağan döngüsünde rahat edin. Bu döngü, gezegen üzerindeki yaşamın gezegene bir süre için hizmet etmesini sağlamaktadır. Belirli yaşam formları eskisi gibi gezegene hizmet etmiyorsa, onları sistemden çıkarır. Yaşamın sona ermesi, özellikle hava değişikliklerinde, Gaya için normaldir. Bu, uygun, onurlu ve normal bir süreçtir, siz aksini düşünüyor olsanız da. Soyları tükenmekte olan tüm hayvanları kurtarmaya çalışmayın. Bazılarının gitmesi gerekiyor. Ve, sevgili varlıklar, tüm bu olanların yaptığınız bir şeyin sonucu olduğunu düşünmeyin.
Kırmızı insanlar stres yapıyorlar. Mor renk geliyor, ve nerede hata yaptıklarını anlamaya çalışıyorlar. Gökkuşağı odasında olduklarının farkında değiller. KIRMIZI ODADA olduklarını düşünüyorlar. Ama Gökkuşağı odası budur; renk değiştirir. Oda her zaman yaptığı bir şeyi yaparken, kırmızı insanlar korku içinde mor rengin ortaya çıkmasına sebep olabilecek ne yapmış olabileceklerini anlamaya çalışıyorlar.
Gökkuşağı Odası çok güzel. Mor rengi manidar. Kırmızı renkten mor renge dönüşüm bu mesele metafiziksel bir anlam katıyor, fakat bunu çözmeyi size bırakıyorum. Renklerden hoşlananlar, size bu iki rengi vermiş olmamın bir nedeni var. Yeryüzü, hiç olmadığı kadar kutsal bir yer haline geliyor. Gaya bu süreçte sizin tarafınızda. Hiç aklınıza gelmeyecek şekilde, biyologların imkansız dedikleri şekilde sizinle işbirliği yapıyor. Onu öldürdüğünüzü mü düşünüyorsunuz? Aksine, farklı bir ekolojik sistemi dünyaya getiriyor.
İnsan Bilinci
İnsan bilincinden bahsetmeme ve neler olduğunu anlatmama izin verin. Son aylarda anlattıklarımı takip ettiyseniz bilirsiniz, yakın zamanda bir celse yaptım, adı “Tarihin Sonu”. Eski düzenlerin sonu anlamına gelen bir mecaz. Aksine, daha iyi bir düzenin doğumudur olmakta olan. O zaman değişen nedir? İnsan doğası. İnsanın daha önce hiç yapmadığı halde sezgisel olarak yapacağı şey nedir?
Tarihiniz size İnsanların bölündüklerini anlatır. Hiç Avrupadaki ülkelere bakıp da bu kadar çok ülke birbirine benzerken nasıl oluyor da farklı lisanlara, farklı kültürlere sahipler diye düşündünüz mü? Bunun nasıl olduğunu anlatayım. Buna İnsan doğası deniyor. Bazı İnsanlar, başka insanları sevmediklerinde, onlarla aralarına duvar örüyor ve yüzlerce yıl boyunca kendi dillerini geliştiriyorlar ve diğerleri ile asla birleşmiyorlar. Hatta onlarla savaşıyorlar. Onları fethediyorlar. Bundan daha önce de bahsetmiştik. İnsanlar böyledir. Böler ve fethederler. Her şeyi birbirinden ayırırlar. Pek biraraya getirdikleri görülmemiştir.
İnsanlık için en kutsal şey dahi ruhsal olarak bölünmüş ve organize edilmiştir. Tanrı’yı kutulara koydunuz ve birgün birilerinin farklı bir fikre sahip olduğunu gördüğünüzde başka bir kutu daha yarattınız. Kendinizi Tanrı’dan ayırdınız. Kısa bir süre içinde, tek bir Yaratıcıya dair inançları ve öğretileri temsil eden yüzlerce kutunuz olmuştu. Ve bu süreç boyunca, diğer kutuları işaret ederek onları “şer” ilan ettiniz. Ve hatta onları da fethetmeye başladınız. Binlerce yıldır İnsanların KIRMIZI ODADA yaptığı tam da budur. Ama artık bunun değiştiğini söylüyorum.
Size daha önce vermiş olduğum bir bilgiyi tekrarlamak istiyorum. Olmasını beklediğiniz en son şeylerden biri de paranın değişimiydi fakat o da oldu. Yeni bir bankacılık sistemi istediniz, kendi ekonomik durgunluğunuzu yarattınız. Bankalarla ya da sigorta şirketleri ile işiniz henüz bitmedi fakat tüm dünyanın finanssal olarak birlikte çalışabileceği entegre bir sistem yaratmaya başlıyorsunuz.
Size daha önce dünya üzerinde sadece 5 para biriminin olacağı bir dönemin geleceğini söylemiştik çünkü her kıtada ülkeler birleşmeye karar verecek. Peki modelin kim olacağını biliyor musunuz? Amerka Birleşik Devletleri. Bu harika bir deneydi! Düşünün: birçok eyalet farklı şekilde yönetiliyor fakat görünürde sınırları yok ve tek bir para birimleri var. İşe yaradı. Hem de yüz yıldan uzun bir süredir. Tüm tuhaflıklarına rağmen, işe yaradı.
Elli sene önce, ikinci dünya savaşının sonunda, Avrupalılar, ABD’nin ne yaptığını gördüler ve benzerini yapmak istediler. Böylece Avrupa Birliği doğdu. Savaştan sonra, şöyle bir öneride bulundular, “Avrupa’daki medeniyet tarihi boyunca birbirleriyle savaşmış ülkeleri alıp birleştirsek nasıl olurdu? Sınırları kaldıracağız ve tek bir para birimi olacak.” Bu fikre gülmüşlerdi! Ama bugün bunun olduğunu görebiliyorsunuz.
Bugün, Avrupalıların para sistemi Amerikalılardan çok daha değerli! Bununla nereye varmak istiyorum? Dinleyin – işte size yeni dünya enerjisi ile ilgili bir özellik, önerme ve bir gerçek: Bölünme öldürür. Birleşmek insanlık için tek kurtuluştur. Her şeyi ayırmak yerine biraraya getirmeye başlayacaksınız. Ne kadar biraraya getirirseniz okadar birleşirsiniz. Sonra yavaş yavaş fark edeceksiniz ki amacınız aslında biraraya getirmek birbirinden koparmak değil. Avrupa Birliği ne yarattı? Size söyleyeceğim. Cevap Avro değil. Bir daha asla birbirleriyle savaşmayacak bir grup ülke yarattı! Savaşamazlar. Çünkü birbirleriyle ticaret yapıyorlar. Bir daha düşünün. İşte bahsettiğimiz budur.
Organize ruhsal kutular da birleşmeye başlarsa şaşırmayın, çünkü birleşirlerse güçlenirler. Birleşirlerse, daha çok insana ulaşırlar. Nihayet bir gün bunun olduğunu görmeye başlayacaksınız ve kişisel kutular yok olacak.
Yeni Siyaset
Şimdi size uzak gelecekte olacak bir şeyi anlatacağım, öyle ki inanmayacak ya da anlamayacaksınız. Bugünkü politika sisteminiz sona erecek. Gezegen üzerindeki yeni enerjinin özelliklerini anlamaya başladıkça, birbirlerine muhalefet eden partilerine ihtiyaç kalmayacak. Aksine, bir mevki için aday olan herkesin tek bir parti çatısı altında olmak yerine kendi mesajları olacak. Seçimlerde o kişinin partisine değil kendisine oy veriyor olacaksınız.
Partilerle ayırmak yerine, aynı amaç için birleşiyor olacaksınız. Herkesin kendine has, güzel fikirleri olacak, bir kutunun (partinin) fikrini temsil ediyor olmayacaksınız. Birgün Amerika’daki iki partili sistem size, kendi isteklerini halklarına dayatan bugünün diktatörleri kadar modası geçmiş görünecek. Diktatörler de iktidardan düşüyorlar. Hala fark etmediniz mi?
Bazıları diyor ki, “Evet, fakat belli ki Dünyada siyasetin nasıl işlediğini bilmiyorsun, Kryon. Borçlar ancak partiler vasıtasıyla ödenebilir.” Gerçekten öyle mi? Peki, milyonlarca insan topluca 1 Dolar verse ne olur? Bunun için partiye ihtiyaç var mı? Bekleyin ve görün.
Size Brezilya’da ortaya çıkmaya başlayan korkunç bir fikirden bahsedeceğim. Bugünlerde bir komite toplanmış şöyle diyor, “Güney Amerika’daki tüm ülkeleri biraraya getirsek, sınırları kaldırsak ve tek bir para birimi ile devam etsek?” Tanıdık geldi mi? Dünyadaki beş para biriminden biri de bu olacak.
Birleşme, bu gezegen üzerinde kuvvet ve barış yaratacak ve sizin Orta Doğu’daki en büyük problem olduğuna inandığınız ve terör adını verdiğiniz birleşmenin önündeki tek engel, hiç kimsenin öngöremeyeceği şekilde ortadan kalkacak. Bundan daha önce bahsetmiştim. Sovyetler Birliği dağıldığında şok olmuş muydunuz? Bu kadar çok silahlanmanın nedeni o değil miydi? Pentagon neden bu kadar büyük? Hepsi tek bir gecede yıkıldı. Kim böyle bir şeyin olabileceğini tahmin ederdi ki? İşte böyle şaşırtıcı bir şekilde olacak. Bugün önünüzde çözümsüzmüş gibi görünen şey, tarih olacak ve böylece birlik hayata geçebilecek.
Potansiyellere Devam
Nihayetinde bu birlik olma değişimi Afrika’ya da sıçrayacak ki o zaman Afrika artık iyileşmiş ve AIDS olmayan bir kıta haline gelmiş olacak. İyileşmiş ve önemli hastalıkları olmayan bir kıtanın artık hasta halkından faydalanan diktatörleri olamayacak. Bu iyileşmiş kıta, gezegen üzerindeki en güçlü ekonomilerden biri olacak ve ekonomi oyununda Çin’i bile geride bırakacak. Neden? Çünkü Afrika’nın hiç ekonomik ya da düşünsel bir birleşik tarihi olmadı. Yeni enerjide yeni bir başlangıç yapacaklar. Çin, 1000 yıldan fazla bir süredir sahip oldukları protokolü temsil eden eskimiş yönetimiyle mücadele ederken, kaybedecek hiçbir şeyi olmayan bir toplum ile rekabet edemeyecek.
Benim önümdeki potansiyeller bunlar, ki gezegeninizin geleceği için önümde olmaya devam edecekler. Şu anda Lemuryalıların ve Sümerlilerin karşısında oturuyorum. Daha önce başka hayatları olmuş insanların önünde oturuyorum. Şaman enerjisinin karşısında oturuyorum. Bunu siz istediniz, sevgili varlıklar, ve birgün olacağını biliyordunuz. Artık değiştirmeye başlamak için işte buradasınız.
Sevgili İnsan, 2011 zor bir yıl olabilir, sizi bekleyen değişimlerden, Gaya’nın size karşılık veriyor olmasından dolayı. Kadimlerin enerjisine sahipsiniz, atalarınızın enerjisine ki onlar bu odadalar. Hissedebiliyor musunuz? Hepsi size bakıp “Tebrikler. Bunu da atlatacaksınız,” diyorlar.
[Kryon duraksar.]
Lütfen bir dakika daha sizinle kalmama izin verin.
[Uzun bir duraklama]
Ve öyledir.
KRYON
Tercüme
© 2011 Semra Ekmekci
2012 LimitSiz | http://www.2012limitsiz.com
e-mail: info@2012limitsiz.com
-
2012limitsiz posted this